Posta Tarihi

Search

Salih Zeki Bey, son dönem Osmanlı bilim dünyasında derin izler bırakmış, bilimsel çalışmaları ve eğitimci yönüyle önemli eserlere imza atmıştır. Biz bu çalışmada onun bir başka yönü üzerinde durmaya çalışacağız. Salih Zeki Bey, bir Darüşşafakalı olan Salih Zeki, çağının bu önemli eğitim kurumunda yalnızca bir öğrenci olmakla yetinmemiş aynı zamanda burada ders veren bir öğretmen de  olmuştur. O da hemen hemen  tüm Darüşşafakalıların yaptığı gibi kendi okulunun bir parçası olmayı ömrünün sonuna dek sürdürmüştür.

Piyasa'da kötü niyet ile kullanılmış çok damga vardır. Bi'l hassa negatif mühür'leri kopya etmek çok zor olduğu için en fazla pozitif mühür'leri, daha az bir nisbet'de ise çift lisan'lı damga'ları taklîd eden'ler olmuşdur. Olmuşdur dememin sebeb'i, son yıl'larda bu iş'in artık kâr getirmemesine bağlı. Çünki uzman pulcu'lar çoğaldıkca; yüksek valör'lü damga'lı pul'ların ekspertiz edilmesi yaygınlaşdı.

Posta Tatarları
Posta Tatarları

Osmanlı Devletindeki posta ve askeri posta yolları, İstanbul merkez olmak üzere Anadolu ve Rumeli'de sağ, orta ve sol kol şeklinde üç ana kol halinde uzanmıştır. Bunlarda birbirlerine tali yollarla bağlanmışlardır.

Bu kollar

ANADOLU
'da:
Sağ kol : Üsküdar-Gebze-Eskişehir-Akşehir-Konya-Adana- Antakya Yolu ile halep ve Şam'a daha sonrada Hicaz'a
Orta kol: Üsküdar-Gebze-İznik-Bolu-Tosya-Merzifon-Tokat-Sivas-Hasan Çelebi-Malatya-Harput-Diyarbakır-Nusaybin-Kerkük -Bağdad- Basra
Sol Kol : Orta kolla Merzifona kadar aynı yolu izleyerek Ladik -Niksar-Şebinkarahisar-Kelkit-Aşkale-Erzurum -Kars -Tebriz

RUMELİ
'de:
Sağ kol: İstanbul-Vize-Kırklareli-Prevadi-Karasu-Babadağı-İsakçı-Akkirman-Özu-Kırım
Orta Kol: İstanbul-silivri-Edirne-Filibe-Sofya-Niş-Yagodina-Belgrad
Sol kol:İstanbul-Tekirdağ-Malkara-Gümülcine-Kavala-Selanik-Larissa-Tebai-Draç

Bu üç ana yol dışında Batı Anadolu'da Hendek-Gemlik-Mudanya-Ulubat-Susurluk-Ayazment-Bergama-Manisa-Urla-Çeşme-İzmir yolu da mevcut idi.

Bu yollar üzerinde posta tatarlarının bineklerini değiştirmek, yemek ve dinlenme ihtiyaçlarını karşılamak ve güvenliklerini sağlamak için konaklama yerleri yapılmıştı. Bu yerlere ilk önceleri "Derbend" denilmiş daha sonraları bunların yerlerini "Menziller" almışlardır.

Postanın tarihçesi Osmanlı İmparatorluğunun kuruluş yıllarına kadar uzanmaktadır. İlk Padişah Osman Gazi döneminde haberleşme Koşucularla sağlanıyordu. Bu koşuculara Ulak, Tatar veya Çapar deniliyordu.

İmparatorluğun büyüyüp genişlemesiyle birlikte haberleşme kurumuna ihtiyaç duyulmuştu. 1.Abdülhamit ( 1774-1789) döneminde organize edilen Tataran Ocağı devletin haberleşmesini temine çalışıyordu. Osmanlı haberleşme kurumu Kanuni Sultan Süleyman'ın Sadrazamı Lütfi Paşa döneminde (1539-1541) ülke çapında Menzilhaneler yapılarak bir teşkilata kavuşturulmuştu. Bu teşkilat 1840 yılında kurulan Posta Nezareti'nin oluşumuna kadar devam etmiştir.